Do-Re-Mi! Nota İsimlerinin Nereden Geldigine Dair

Başlatan Sihirli Keman, 08 Ekim 2016, 01:02:50

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

avatar_Sihirli Keman Sihirli Keman

08 Ekim 2016, 01:02:50 Son düzenlenme: 08 Ekim 2016, 01:12:32 Sihirli Keman
Do-Re-Mi! Nota İsimlerinin Nereden Geldigine Dair

Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin temelini Pisagor (Pythagoras, M.Ö. 530-450) attı.

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında topladı. Geometri, aritmetik, astronomi, cografya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları meydana getirdi.
Pisagor'un müzigin içindeki matematigi bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettigi rivayet ediliyor.



Demirci ustasının, demir döverken kullandıgı aletlere göre degişik sesler çıkarması Pisagor'un ilgisini çekiyor, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırıyor, çıkan sesleri inceliyor ve kayıtlar alıyor.
Seslere ad vermeyi ilk düşünen Romalı filozof Boethius (M.S. 480-524) olmuştur.
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

Dizideki seslerin her birini bir harf ile adlandırmayı ilk o öne sürmüştür. Bugün bile notaların la, si, do, vd. yerine A.B.C. vd. diye adlandırılmaları Boethius'tan kalmadır.
A-B-C sistemi İngiltere, Almanya gibi kuzey ülkelerinde kullanılır.

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

Örnegin Alman besteci Carl ORFF orff metodunu enstrümanlara uygularken kullanılan enstrümanlar üzerine bu harfleri dizmiştir.

C do, D re, E mi, F fa, G sol, A la, B si (ing.), H si (alm)
Notaların -si notası hariç- bugünkü şekliyle adlandırılmasını ilk öneren, 11. yüzyılda yaşamış bir din adamı ve müzik teorisyeni olan Guido d'Arezzo olmuştur.

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

1030 yılında manastırında verdigi müzik dersleri için pratik bir nota sistemi geliştiren din adamı, Saint Johannes (Aziz Yuhanna) ilahisinin ilk hecelerinden yola çıkarak notaları isimlendirmiş.

8. yüzyılda Pausl Diaconus tarafından yazılan Aziz Yuhanna ilahisinin sözlerinin ne anlama geldigine de bir bakalım.

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

Ut queant laxis: "just as your servant" Sadece senin hizmetçilerin
Resonare fibris: "may sing freely" Özgürce ilahi söyleyebilir
Mira gestorum: "of the miracles"
Famuli tuorum: "of your Works" İşlerinin mucizeleri hakkında...
Solve poluti: "release the stains (of sin)" Günahlarının lekelerini sil
Labii reatum: "from their lips" Onların dudaklarından
Sancte iohannes: "Saint John" Aziz John

Nota isimlerinden 'do'nun önceki ismi 'ut' idi.

Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap

Yedinci notanın adı uzun zaman B olarak kaldı.

Sonradan 13. yüzyılda yine Aziz Yuhanna ilahisindeki Sanete Iohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen si adını almıştır.

Mesajı Paylaş

whatsappta paylaş


avatar_Sihirli Keman Sihirli Keman

Notaların İsimleri
Müzikteki matematiksel gizemi keşfederek yazıya dökmenin ilk temeli Pisagor (...Pythagoras, M.Ö . 530 450...) tarafından atılmıştır. Biz kendisini okul sıralarından o meşhur dik üçgen teoremi ile hatırlarız ama Pisagor günümüzde ulaştıgımız bilim seviyesinin babasıdır. O kendi devrine kadar gelişmiş bütün çalışmaları bir disiplin altında toplamış, geometri, aritmetik, astronomi, cografya, müzik ve tabiat bilgisi olarak ayrı ayrı bilim dalları yaratmıştır. Pisagor bilimi, bilim için düşünüyor, bilimin uygulamak onu ilgilendirmiyordu. Bu nedenle bilgi seven anlamındaki filozof sözcügünü ilk olarak o kullanmıştır. Pisagor tüm evrenin sayılar ve aralarındaki ilişkilere göre kurulduguna inanıyordu. Pisagorun müzigin içindeki matematigi bir demirci dükkanının önünden geçerken keşfettigi rivayet edilir. Demirci ustasının demir döverken kullandıgı aletlere göre degişik sesler çıkarması Pisagorun ilgisini çekmiş, dükkanı kapattırarak ustaya çeşitli aletler kullandırmış, çıkan sesleri incelemiş ve kayıtlar almış.

Batı müzigi 9. yüzyılın başına kadar notalamadan habersizdi. Eserler kulak yoluyla kuşaktan kuşaga aktarılıyor, bu arada degişime ugruyor, zamanla unutulabiliyordu. 9. yüzyılın ikinci yarısında ilk notalama sistemi ortaya çıktı. Arezzolu Guidonun Guid Arezzo notalama sisteminin seslerin yüksekligini kesin olarak belirtmeye başlamasıyla büyük bir ilerleme kaydedildi. 11. yüzyılda notaların üzerine dizildigi beş çizgiden oluşan portenin kullanılmasıyla notaların yüksekligi do, re, mi,.... ve süresi birlik, ikilik, dörtlük,.... kesin biçimde belirlenebilir hale geldi. Aslında müzigin dört parametresi vardır. Yükseklik, süre, şiddet ve tını. Bunlardan ilk ikisi zamanla genel kabul gören bir takım işaretler sayesinde kagıt üzerine dökülebilmiş, şiddet ve tını ise notanın yanında ek kelimelerle belirtilmişler ve kısmen de yoruma açık bırakılmışlardır.

Çeşitli sesleri belirtmek ve bunların birbirlerine karışmasını önlemek için sesleri temsil eden notalara özel isimler verildi. Do, re, mi, fa, sol, la, si. İngilizcede ve Almancada ise notalar harflerle gösterildi C do, D re, E mi, F fa, G sol, A la, B si (ing.), H si (alm). (Alman besteci Carl ORFF orff metodunu enstrümanlara uygularken kullanılan enstrümanlar üzerine bu harfleri dizmiştir) Nota isimlerinden do nun önceki ismi ut idi. Sesli harfle başlayan bu isim, notaları sırayla söylerken tutukluk yaptırdıgından 12. yüzyılda do olarak degiştirildi. Almanya ve bazı ülkelerde ut hala kullanılır. Si hariç diger notaların isim babası Gui d Arezzodur. Arezzo bu adları Aziz Iohannes Battista ilahesindeki mısraların birinci hecelerinden alarak takmıştır. Yedinci notanın adı uzun zaman B olarak kalmış, sonradan 13. yüzyılda Sanete Iohannes kelimelerinin baş harflerinden meydana gelen si adını almıştır. Notalamanın keşfi ve gelişimi müzik pratigine olaganüstü bir gelişme ortamı yaratmıştır. Notalama, icracıyı ezberden kurtararak hem müzik parçalarının uzamasına hem de çeşitli dönemlere ve ülkelere ait notalanmış eserlerin katılmasıyla repertuarın zenginleşmesine ve çeşitlenmesine imkan vermiştir. Nota sayesinde bir müzisyen bilmedigi bir müzik parçasını icra edebilmek için tek başına yeterli bir hale gelmiştir. Seslere ad vermeyi ilk düşünen Romalı filozof Boethius (M.S. 480-524) olmuştur. Dizideki seslerin herbirini bir harf ile adlandırmayı ilk o öne sürmüştür. Bugün bile notaların la, si, do, v.d. yerine A.B.C. v.d. diye adlandırılmaları Boethius'tan kalmadır. Notaların Do, Re, Mi, v.d. bugünkü şekliyle adlandırılmasını ilk öneren, 10. yüzyılda yaşamış bir Milanolu keşiş olan Guido d'Arezzo olmuştur. Bu adları da, bir ilahinin her bir satırının ilk hecesinden almıştır.

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor. Uye ol Veya Giris yap Mesajı Paylaş

avatar_hatdem hatdem

Teşekkür ederim. Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter