Müzik Terapisi

Başlatan Sihirli Keman, 08 Ekim 2016, 01:15:25

« önceki - sonraki »

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

avatar_Sihirli Keman Sihirli Keman

Müzik Terapisi

Müzik iyileştirici bir enerjidir. Latincede "Perilerin dili" anlamına gelen müzik, insanlık tarihi kadar "eski", kimsenin bir başkasına anlatamayacagı kadar "bireysel ve öznel", dünyanın her yerindeki tüm insanları kapsayacak kadar "evrensel", yeni ve farklı çagrışımları taşıyabilmesi ile "her an yeni" bir oluşumdur... Platon'un da belirttigi gibi  "Müzik, ruhun egiticisidir".

Müzik; hem bir sanat hem de bir bilimdir. Resim; renklerin birleşmesinden, şiir; kelimelerin kaynaşmasından nasıl oluşuyorsa, müzik de seslerin, duygu, düşünce ve heyecanımızı anlatmak üzere belli bir estetik anlayışına göre seçilip işlenmesinden oluşur.


Müzik terapisi yüzyıllar boyunca hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Bu konudaki en eski bilgi Yunan filozof ve matematikçisi Pythagoras'ın umutsuzluga düşen ya da çabuk öfkelenen hastaların, belli melodilerle tedavi edilebilecegine ilişkin yaptıgı çalışmalardır. Hipocrates, ilahilerin tedavi edici niteligi oldugunu belirtmektedir. Ayrıca Galien, müzigin akrep ve böcek sokmalarına karşı bir panzehir oldugunu, Lucain de kanamaların şarkılarla durdurulabilecegini ileri sürmektedir. Özellikle Bergama'da bulunan Asklepion'da Asklepios, Hygelia ve diger hekimlerin müzigi kullanarak son derece etkin tedaviler yaptıklarına dair bilgiler vardır.


İslam dünyasında müzik terapisinin gerekliligi ve hastalıklar üzerindeki olumlu etkileri ve iyileştirici niteligi 8 ve9. yüzyıllarda belirtiliyor. Batıda ise, müzik terapisinin ruhsal hastalıklarda yaygın olarak kullanımı 2. Dünya Savaşı sonrasına dayanıyor.

Orta Asya'da "Kam" ve "Baksı" adı verilen hekimler, müzik ve dansı hasta tedavisi için kullanıyorlardı. Baksılar; kılkopuz, dombra, şankopuz, asatayak, davul gibi müzik aletleri ile trans ve tedavi eylemini gerçekleştiriyorlardı. Bu seanslarda genel olarak Pentatonik müzik tonları kullanılıyordu. İngiltere'de, Londra Nordoff Robbins Müzik Terapi Enstitüsü'nde uygulanan tedavi sisteminde Pentatonik müzigin kişilerde kendine güven ve kararlılık oluşturdugu bulgusu ile otistik çocukların tedavisi ve egitiminde bu müzik kullanılıyordu.

Bin yıldan daha önceki zamanlarda Farabi, İbn-i Sina, Ebu Bekir Razi, Hasan Şuri, Hekimbaşı Gevrekzade, Hafız Hasan Efendi ve Haşim Bey Orta Asya'da gelişerek yayılan makam musikisi hakkında eserler yazmışlar ve makamların duygular ve organlarla ilişkilerini tasniflerle belirtmişlerdir.

Büyük Türk Bilgini Farabi makamların ruha etkisini sınıflandırmıştır. Buna göre; rast makamı felç hastalıgına deva, insana neşe ve huzur veriyor; büzürk makamı insana havf ( çekinme duygusu) veriyor, zihni temizliyor, fikirlere yön veriyor, ateşli hastalıklara iyi geliyor.


Eski Türk hekimlerinden Şuuri'nin "Tadil-i Emzice" adlı eserinde müzik ile tedavi hakkında geniş bilgi vardır. Şuuri, Tadil-i Emzice'de belirli makamların günün belirli zamanlarında etkili oldugunu belirtmiştir. Buna göre; rast makamı seher vaktinde, Hüseyni makamı sabahleyin, nihavend makamı ögle vaktinde etkili oluyor.

Büyük İslam bilgin ve filozoflarından İbn-i Sina, musikinin tıpta oynadıgı rolü şöyle tanımlıyor: "Tedavinin en iyi yollarından biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, ona en iyi musikiyi dinletmek, onu sevdigi insanlarla bir araya getirmektir..."

Osmanlı döneminde II. Beyazıd tarafından yaptırılan Darüşşifa'da özellikle ruhsal hastalıkların tedavisinde müzik terapisi kullanılmıştır. Darüşşifa'yı ziyaret eden Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde söyle yazmaktadır: "Müzigin insan ruhu üzerindeki olumlu etkisi konusunda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olan Darüşşifa'nın hekimbaşısı, hastalarına önce çeşitli müzik makamları dinletiyor, kalp atışlarının hızlanıp ya da yavaşladıgına bakıyor, faydalı buldukları melodiyi belirliyor, şikayetleri ve benzer hastalıkları bir araya getiriyor.



Amerikan Müzik Terapi Birligi 1997 yılında müzik terapisinin bir bilim dalı oldugunu ifade eden şu tanımı yapmaktadır:  "Müzik terapisi, bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılamada müzigi ve müzik aktivitelerini kullanan uzmanlık dalıdır." Müzik terapisinin kullanım alanı oldukça geniştir. Örnegin; nöroloji, kardiyoloji, onkoloji, psikiyatri gibi klinik alanlarda ve özel gereksinimli bireylerin tedavisinde tamamlayıcı bir yöntem olarak kullanılıyor.

Yapılan bilimsel araştırmalarda klasik Türk müzigi ile klasik batı müziginin hastalıklar üzerinde iyileştirici bir etkiye sahip oldugu saptanmıştır.

Uluslar arası Tıp Müzik Kurumu'nun araştırmasına göre klasik müzik dinlemek insanın bedensel ve duygusal saglıgını olumlu yönde etkiliyor. Günde 20 dakika dinlenilen klasik müzik, bagışıklık sistemini güçlendirerek, hastalıklara karşı vücudun direncini artırıyor.

Yapılan araştırmalarda, müzigin ruhsal hastalıkların oluşumunda etkisi olan ve insanın duygusal durumunu düzenleyen serotonin, dopamin, adrenalin, testosteron gibi hormonları olumlu etkiledigi; kan basıncı, solunum ritmi gibi fizyolojik işlevleri düzenledigi ve beyindeki oksijen ve kanlanmanın dengesini sagladıgı gözlenmiştir.



Müzikle devamlı iç içe olan kişiler ile müzisyenlerin hemisferleri arasındaki baglantı ve bilgi alışverişini saglayan "korpus kallosum" adı verilen yapının diger insanlarınkine göre daha saglam ve daha geniş oldugu saptanmıştır. Ünlü kalp doktoru Mehmet Öz, ölüm korkusu nedeniyle kalp ameliyatlarında ölümlerin fazla oldugunu ancak, hastalara terapötik etkisi olan müziklerin dinletilmesiyle ölümlerin azaldıgını ve tedavide başarılı sonuçlar aldıklarını ifade etmektedir. Yine, Viyana´da Meidling Rehabilitasyon Merkezi´nde komada bulunan hastalara Türk musikisi makamları dinletiliyor ve birçok hastanın müzigin etkisiyle komadan çıktıgı biliniyor.

Müzik, merkezi sinir sistemi ve beyin kabugunda yer alan düşünme, ögrenme, konuşma, beden kontrolü ile ilgili merkezleri uyarıyor ve bu alandaki gelişmeleri destekliyor. McGill Üniversitesinde nörolog Anne Blood, "Farklı müziklerle beyindeki farklı merkezleri çalıştırabildigimiz için, nörolojik ve ruhsal bozukluklar sonucunda zarar gören kısımları tekrar etkinleştirebilir" diyor ve şöyle devam ediyor: "Hatta beynimizde hasara ugramış merkezleri zaman içinde uygun müzikleri dinleyerek onarabiliriz..."



Çocukların anne karnından çıktıktan sonra karşılaştıkları yeni dünyayla yüzleşmeleri müzikle daha kolay olabilmektedir. Slovakya'nın güneyindeki Kosice-Saca Özel Hastanesi'nde yeni dogan bebeklere günde 5 kere Mozart'ın "Eine Kleine Nachtmusic" isimli parçası dinletiliyor. Hastane dogum koguşu başkanı Viragova, "Bilimsel araştırmalar müzik dinleyen çocukların daha akıllı oldugunu ortaya koyuyor" diyor.

Goethe Enstitüsü'nden Müzik Terapi Uzmanı Dr. Monika Nöcker, müzikal teşvik ile akıl arasında kanıtlanabilir bir ilişki bulundugunu, müzigin, şiddet egilimine karşı da iyi bir terapi oldugunu söylüyor. Dr. Nöcker, müzigin çocukların kavrama gücünü ve bellegini geliştirdigine, saglıklı bir öz güven duygusu oluşturduguna dikkati çekiyor.

Müzik konusunda araştırma yapan uzmanların görüşüne göre müzik, konuşmadan önce de vardı. Konuşma için gerekli olan soyut kavramlar, hafıza, semboller, çagrışımlar, analojik baglantılar insanla beraber gelişiyor ve olgunlaşıyor. Tabiatın her zerresinde ise büyük bir nizam ve ahenk içinde devam eden ritim ve melodi beraberligi bulunuyor. Kuş seslerindeki ahenk ve ritim mükemmelliginde; elektronların, atomların, galaksilerin hareketleri ile vücudumuzdaki sıvıların dolaşımlarının büyütülen seslerinde müzigin varlık alemiyle ilgi ve ilişkisini kolaylıkla gözlemleyebiliriz.


Müzik dinlemek, insanın estetik duygusunu ve ritim sezgisini uyararak geliştirir ve içindeki güçlü duyguları uyandırır. Müzikle bireyin yaşama heyecanı artar. Müzik, kişiyi dinlendirir, canlandırır, sakinleştirir ve insani yönünü zenginleştirir.

Yaşam oldugu gibi titreşim, hareket ve degişimden ibarettir. Yaşam aynı zamanda, Usta Kompozitör tarafından orkestrasyonu yapılmış bir müziktir... O Yüce Kompozitör görünmez olarak vardır ve her şeyin içindedir.

Evren de kendine özgü bir sese sahip olup, bunu haykırırcasına yayınlar durur. Kendimizi dünyanın gürültülü ortamından geri çekip, sessizligin odasına girdigimiz zaman, canlı kozmozun bu sesine akortlama şansını yakalayabiliriz. Böyle bir akortlama, kendi yüksek "ben"imizle ilgili farkındalıgımızı da artıracaktır ki; bu da, Bütünsel'e olan yakınlıgımızın biraz daha artması anlamına gelecektir.

Eger bedensel "ben"inizi dinlendirebilmek ve onu yeniden şarj etmek isterseniz, sessizligin altın odasında kaliteli müzik dinleyin. Orada Evrensel Ses Enerjileri'ni bol bol absorbe etme fırsatını yakalayacaksınız.

Sizlere Bol Müzikli Günler Diliyorum...





http://www.kisiselbasari.com

http://www.msxlabs.org

http://www.muzikterapi.com

http://www.aksiyon.com.tr

http://songoftheuniverselyravega.ning.com Mesajı Paylaş



avatar_Beste81 Beste81


Müzik Terapisi

Müzik iyileştirici bir enerjidir. Latincede "Perilerin dili" anlamına gelen müzik, insanlık tarihi kadar "eski", kimsenin bir başkasına anlatamayacagı kadar "bireysel ve öznel", dünyanın her yerindeki tüm insanları kapsayacak kadar "evrensel", yeni ve farklı çagrışımları taşıyabilmesi ile "her an yeni" bir oluşumdur... Platon'un da belirttigi gibi  "Müzik, ruhun egiticisidir".

Müzik; hem bir sanat hem de bir bilimdir. Resim; renklerin birleşmesinden, şiir; kelimelerin kaynaşmasından nasıl oluşuyorsa, müzik de seslerin, duygu, düşünce ve heyecanımızı anlatmak üzere belli bir estetik anlayışına göre seçilip işlenmesinden oluşur.


Müzik terapisi yüzyıllar boyunca hastalıkların tedavisinde kullanılıyor. Bu konudaki en eski bilgi Yunan filozof ve matematikçisi Pythagoras'ın umutsuzluga düşen ya da çabuk öfkelenen hastaların, belli melodilerle tedavi edilebilecegine ilişkin yaptıgı çalışmalardır. Hipocrates, ilahilerin tedavi edici niteligi oldugunu belirtmektedir. Ayrıca Galien, müzigin akrep ve böcek sokmalarına karşı bir panzehir oldugunu, Lucain de kanamaların şarkılarla durdurulabilecegini ileri sürmektedir. Özellikle Bergama'da bulunan Asklepion'da Asklepios, Hygelia ve diger hekimlerin müzigi kullanarak son derece etkin tedaviler yaptıklarına dair bilgiler vardır.

 
İslam dünyasında müzik terapisinin gerekliligi ve hastalıklar üzerindeki olumlu etkileri ve iyileştirici niteligi 8 ve9. yüzyıllarda belirtiliyor. Batıda ise, müzik terapisinin ruhsal hastalıklarda yaygın olarak kullanımı 2. Dünya Savaşı sonrasına dayanıyor.

Orta Asya'da "Kam" ve "Baksı" adı verilen hekimler, müzik ve dansı hasta tedavisi için kullanıyorlardı. Baksılar; kılkopuz, dombra, şankopuz, asatayak, davul gibi müzik aletleri ile trans ve tedavi eylemini gerçekleştiriyorlardı. Bu seanslarda genel olarak Pentatonik müzik tonları kullanılıyordu. İngiltere'de, Londra Nordoff Robbins Müzik Terapi Enstitüsü'nde uygulanan tedavi sisteminde Pentatonik müzigin kişilerde kendine güven ve kararlılık oluşturdugu bulgusu ile otistik çocukların tedavisi ve egitiminde bu müzik kullanılıyordu.

Bin yıldan daha önceki zamanlarda Farabi, İbn-i Sina, Ebu Bekir Razi, Hasan Şuri, Hekimbaşı Gevrekzade, Hafız Hasan Efendi ve Haşim Bey Orta Asya'da gelişerek yayılan makam musikisi hakkında eserler yazmışlar ve makamların duygular ve organlarla ilişkilerini tasniflerle belirtmişlerdir.

Büyük Türk Bilgini Farabi makamların ruha etkisini sınıflandırmıştır. Buna göre; rast makamı felç hastalıgına deva, insana neşe ve huzur veriyor; büzürk makamı insana havf ( çekinme duygusu) veriyor, zihni temizliyor, fikirlere yön veriyor, ateşli hastalıklara iyi geliyor.

 
Eski Türk hekimlerinden Şuuri'nin "Tadil-i Emzice" adlı eserinde müzik ile tedavi hakkında geniş bilgi vardır. Şuuri, Tadil-i Emzice'de belirli makamların günün belirli zamanlarında etkili oldugunu belirtmiştir. Buna göre; rast makamı seher vaktinde, Hüseyni makamı sabahleyin, nihavend makamı ögle vaktinde etkili oluyor.

Büyük İslam bilgin ve filozoflarından İbn-i Sina, musikinin tıpta oynadıgı rolü şöyle tanımlıyor: "Tedavinin en iyi yollarından biri, hastanın akli ve ruhi güçlerini arttırmak, ona hastalıkla daha iyi mücadele için cesaret vermek, ona en iyi musikiyi dinletmek, onu sevdigi insanlarla bir araya getirmektir..."

Osmanlı döneminde II. Beyazıd tarafından yaptırılan Darüşşifa'da özellikle ruhsal hastalıkların tedavisinde müzik terapisi kullanılmıştır. Darüşşifa'yı ziyaret eden Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde söyle yazmaktadır: "Müzigin insan ruhu üzerindeki olumlu etkisi konusunda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olan Darüşşifa'nın hekimbaşısı, hastalarına önce çeşitli müzik makamları dinletiyor, kalp atışlarının hızlanıp ya da yavaşladıgına bakıyor, faydalı buldukları melodiyi belirliyor, şikayetleri ve benzer hastalıkları bir araya getiriyor.



Amerikan Müzik Terapi Birligi 1997 yılında müzik terapisinin bir bilim dalı oldugunu ifade eden şu tanımı yapmaktadır:  "Müzik terapisi, bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılamada müzigi ve müzik aktivitelerini kullanan uzmanlık dalıdır." Müzik terapisinin kullanım alanı oldukça geniştir. Örnegin; nöroloji, kardiyoloji, onkoloji, psikiyatri gibi klinik alanlarda ve özel gereksinimli bireylerin tedavisinde tamamlayıcı bir yöntem olarak kullanılıyor.

Yapılan bilimsel araştırmalarda klasik Türk müzigi ile klasik batı müziginin hastalıklar üzerinde iyileştirici bir etkiye sahip oldugu saptanmıştır.

Uluslar arası Tıp Müzik Kurumu'nun araştırmasına göre klasik müzik dinlemek insanın bedensel ve duygusal saglıgını olumlu yönde etkiliyor. Günde 20 dakika dinlenilen klasik müzik, bagışıklık sistemini güçlendirerek, hastalıklara karşı vücudun direncini artırıyor.

Yapılan araştırmalarda, müzigin ruhsal hastalıkların oluşumunda etkisi olan ve insanın duygusal durumunu düzenleyen serotonin, dopamin, adrenalin, testosteron gibi hormonları olumlu etkiledigi; kan basıncı, solunum ritmi gibi fizyolojik işlevleri düzenledigi ve beyindeki oksijen ve kanlanmanın dengesini sagladıgı gözlenmiştir.

 

Müzikle devamlı iç içe olan kişiler ile müzisyenlerin hemisferleri arasındaki baglantı ve bilgi alışverişini saglayan "korpus kallosum" adı verilen yapının diger insanlarınkine göre daha saglam ve daha geniş oldugu saptanmıştır. Ünlü kalp doktoru Mehmet Öz, ölüm korkusu nedeniyle kalp ameliyatlarında ölümlerin fazla oldugunu ancak, hastalara terapötik etkisi olan müziklerin dinletilmesiyle ölümlerin azaldıgını ve tedavide başarılı sonuçlar aldıklarını ifade etmektedir. Yine, Viyana´da Meidling Rehabilitasyon Merkezi´nde komada bulunan hastalara Türk musikisi makamları dinletiliyor ve birçok hastanın müzigin etkisiyle komadan çıktıgı biliniyor.

Müzik, merkezi sinir sistemi ve beyin kabugunda yer alan düşünme, ögrenme, konuşma, beden kontrolü ile ilgili merkezleri uyarıyor ve bu alandaki gelişmeleri destekliyor. McGill Üniversitesinde nörolog Anne Blood, "Farklı müziklerle beyindeki farklı merkezleri çalıştırabildigimiz için, nörolojik ve ruhsal bozukluklar sonucunda zarar gören kısımları tekrar etkinleştirebilir" diyor ve şöyle devam ediyor: "Hatta beynimizde hasara ugramış merkezleri zaman içinde uygun müzikleri dinleyerek onarabiliriz..."



Çocukların anne karnından çıktıktan sonra karşılaştıkları yeni dünyayla yüzleşmeleri müzikle daha kolay olabilmektedir. Slovakya'nın güneyindeki Kosice-Saca Özel Hastanesi'nde yeni dogan bebeklere günde 5 kere Mozart'ın "Eine Kleine Nachtmusic" isimli parçası dinletiliyor. Hastane dogum koguşu başkanı Viragova, "Bilimsel araştırmalar müzik dinleyen çocukların daha akıllı oldugunu ortaya koyuyor" diyor.

Goethe Enstitüsü'nden Müzik Terapi Uzmanı Dr. Monika Nöcker, müzikal teşvik ile akıl arasında kanıtlanabilir bir ilişki bulundugunu, müzigin, şiddet egilimine karşı da iyi bir terapi oldugunu söylüyor. Dr. Nöcker, müzigin çocukların kavrama gücünü ve bellegini geliştirdigine, saglıklı bir öz güven duygusu oluşturduguna dikkati çekiyor.

Müzik konusunda araştırma yapan uzmanların görüşüne göre müzik, konuşmadan önce de vardı. Konuşma için gerekli olan soyut kavramlar, hafıza, semboller, çagrışımlar, analojik baglantılar insanla beraber gelişiyor ve olgunlaşıyor. Tabiatın her zerresinde ise büyük bir nizam ve ahenk içinde devam eden ritim ve melodi beraberligi bulunuyor. Kuş seslerindeki ahenk ve ritim mükemmelliginde; elektronların, atomların, galaksilerin hareketleri ile vücudumuzdaki sıvıların dolaşımlarının büyütülen seslerinde müzigin varlık alemiyle ilgi ve ilişkisini kolaylıkla gözlemleyebiliriz.


Müzik dinlemek, insanın estetik duygusunu ve ritim sezgisini uyararak geliştirir ve içindeki güçlü duyguları uyandırır. Müzikle bireyin yaşama heyecanı artar. Müzik, kişiyi dinlendirir, canlandırır, sakinleştirir ve insani yönünü zenginleştirir.

Yaşam oldugu gibi titreşim, hareket ve degişimden ibarettir. Yaşam aynı zamanda, Usta Kompozitör tarafından orkestrasyonu yapılmış bir müziktir... O Yüce Kompozitör görünmez olarak vardır ve her şeyin içindedir.

Evren de kendine özgü bir sese sahip olup, bunu haykırırcasına yayınlar durur. Kendimizi dünyanın gürültülü ortamından geri çekip, sessizligin odasına girdigimiz zaman, canlı kozmozun bu sesine akortlama şansını yakalayabiliriz. Böyle bir akortlama, kendi yüksek "ben"imizle ilgili farkındalıgımızı da artıracaktır ki; bu da, Bütünsel'e olan yakınlıgımızın biraz daha artması anlamına gelecektir.

Eger bedensel "ben"inizi dinlendirebilmek ve onu yeniden şarj etmek isterseniz, sessizligin altın odasında kaliteli müzik dinleyin. Orada Evrensel Ses Enerjileri'ni bol bol absorbe etme fırsatını yakalayacaksınız.

Sizlere Bol Müzikli Günler Diliyorum...

 

 

Mesajı Paylaş

avatar_musicim musicim

güzel bir yazı olmuş. emeğinize sağlık. kaynakça konusunda biraz sıkıntı var. linklere tıklandığında sayfalara ulaşılamıyor. Mesajı Paylaş


Paylaş delicious Paylaş digg Paylaş facebook Paylaş furl Paylaş linkedin Paylaş myspace Paylaş reddit Paylaş stumble Paylaş technorati Paylaş twitter